24 Haziran 2011 Cuma

TOTIT & MIRMIR

Ayşe Tuğçe Diker tam anlamıyla bir kedi sevdalısı. Uzun yıllar önce kaybolan çok sevdiği siyah kedisinin ardından(o bu durumla ilgili birinin kedisini dışardayken çok beğenip evine götürdüğünü düşünmek istiyor) çok üzülüyor ve o günden sonra hep kedi sahibi olmak istiyor. Totit & Mırmır'ı ilk Hayvan Severler Derneğinin Facebook sayfasında görüyor ama o sıralarda yanına alabilecek durumu olmuyor. Bodrum’da kendi evine çıkar çıkmaz Hayvan Severler sayfasından paylaştığı ev arayan kedi ilanlarına bakmaya başlıyor. Kaybolan kedisinin anısına siyah kedi sahiplenmek istiyor. Sonunda Zeytin adlı siyah bir kedinin 6 tane yavrusunu görüyor (iki siyah, iki tekir ve bir gri). İki siyah yavrudan bir tanesi melek olunca, erkek arkadaşının da ısrarı üzerine siyah yavrunun yanına bir de gri olanı sahipleniyor. Anlattığına göre önceden gri olan yavru (Totit) birisi tarafından sahiplenilmek istenmiş, hazırlanıp yola çıkmış ama sahiplenmek isteyen kişi telefonlara çıkmayıp bir daha aramamış. O yüzden sahiplendiren kişi çok soru sormuş, emin olmak istemiş Ayşe’nin onlara iyi bakacağından. Sonunda kedileri Bodrum'a getirmeyi kabul etmiş ve onları TransPet ile yollayıp ücretini de kendisi karşılamış.

Tam bir sene önce 32 saatlik bir yolculuktan sonra kavuşmuş Totit ve Mırmır annelerine ya da başka bir değişle Ayşe kedilerine... Bu yolculuktan sonra tam birer gezgin olmuş ikisi de. Ayşe’nin İstanbul’a dönüşünden sonra başka evlere haftasonu gezmelerine gitmeye başlamışlar. İstanbul'da annesi eve almayı kabul etmiş ama onlara bakmak istemiyormuş önceleri.Ayşe de nereye giderse yanında götürüyormuş bu iki miniği. Şimdi kendi evine geçince erkek arkadaşı, Totit ve Mırmır ile mutlu bir aile olmuşlar. Bir senedir beraber olduğu kedilerine inanılmaz şekilde bağlanmış Ayşe..öyle ki akşam bir yere gittiyse bir an önce kedilerini görmek için eve dönmek istiyormuş.






Mırmır(siyah)Ayşe’ye göre tam bir prenses... Oturması, yatması, yürümesi, konuşması, yemek yiyişi ve her şeyi ile olabildiğine kibar, narin bir kedi. Totit'e göre ise daha ürkek. Öyle eve misafir geldiğinde kolay kolay ortaya çıkmayan ve sadece ev ahalisine kendini sevdiren bir Prenses! Mırmır’ın en sevdiği yiyecek ise kepekli ekmek. Totit'e de kolay kolay kaptırmadığı tek yemek o. Kepekli ekmek kırıntılarını önce güzelce bütün eve yayan bu güzelimiz sonra adeta çatalla yermiş gibi tırnağına takarak yiyor kırıntıları. Diğer bir garip huyu ise kuru mamasını tek tek kaptan çıkarıp, yere koyup oradan yemesi olan Mırmır her adımında ajan misali Ayşe’yi takip ediyor. Salonda veya herhangi bir yerde otururken de onun olduğu yere göre yer değiştiyor. Bazen korku filmi kıvamında onu gözetliyor olduğu yerden. Ayşe’nin  uyku öncesi hazırlıklarından yatma saati anlayan Mırmır, yastığına gelip direkt gırlamaya başlayor ve Ayşe’nin saçlarını emiyor.

Totit ise Ayşe’ye göre dünyanın en gamsız, en komik kedisi. Mırmır'a sırılsıklam aşık olan Totit, sevdiceğine sarılıyor, öpüyor ve onunla oyunlar oynuyor. Bunca sahipsiz yavru varken Ayşe razı gelmiyor çiftleşmelerine ve ikisini de kısırlaştıyorlar bu yüzden. Ayşe’lerin evine  gelenlerin kucağına önce Totit veriliyor. Ne yapılırsa yapılsın tepki vermeyen Totit öyle rahat, öyle umursamaz bir kedi ki beni sev diye daha siz dokunmadan kendisi kafasını sürtüp gırlamaya başlıyor ve kendini yere atıp göbeğini açıyor. Ayşe her sabah Totit’in söylenmeleriyle uyanıyor. Totit su (musluktan), mama ya da sevilmek istiyor, Ayşe uyanana kadar da rahat bırakmıyor. Kilimlerin, çarşafların, koltukların, dolapların altına, küçücük deliklere, sıkışacağı yerlere ve poşetlerin, kutuların içine girmeye bayılıyor. Su kabı dolu olsa da ıslanmak pahasına musluktan su içmek istiyor. Ortada yemek bırakılırsa ise kaşla göz arasında yürütüyor. Ayşe ona asla kızamıyor sonunda gözüne kestirdiği yemeği kendi alamasa da o yemek mutlaka ona veriliyor :)

Mırmır'ın da Totit'in de garip eşyaları kaçırma ve oynama gibi huyları varmış. Bir gün Totit iç içe top yapılmış bir çift çorabını ağzında salona getirmiş diğer bir gün ise Mırmır mutfaktan bez bir tencere tutacağını kaçırırken yakalanmış. Totit ile Mırmır’ın birleri ile oynamalarını bayılan Ayşe, arada annesi ile oturup TV izler gibi onları izliyormuş. Totit ve Mırmır tüm şirinlikleri ile Ayşe’nin,annesinin ve erkek arkaşının hayatlarını güzelleştirmeye devam ediyor.



13 Haziran 2011 Pazartesi

PEDRO (Siyam) ve 3 mutlu dost pati

Doktor Begüm Aydoğan ve ailesi örnek alınması gereken hayvanseverlerden, çünkü onlar sadece bu yazımda bahsedeceğim evlerinde baktıkları kedilere değil çevrelerinde bulunan tüm hayvanlara yardımcı olmaya çalışıyorlar. Begüm'ün hayatına giren ilk kedi olan siyam cinsi Pedro hala onun için ayrı bir yerde. Pedro, Begüm'e 1997 yılında doğum günü hediyesi olarak geliyor ve beraber geçirdikleri 13 yıl boyunca onun en yakın dostu oluyor. Pedro adeta "insanmışçasına" Begüm'ün dertlerini dinliyor, ağladığında gözünün yaşını siliyor. O kadar anlayışlı ve sevecen bir kediymiş ki Pedro, Begüm ve annesinin iyileştirmek için eve getirdikleri Alman kurdunu bile hasta yatağının başında beklemiş. 13 yaşında diyabet rahatsızlığından "melek" olduğunda Begüm'ün ve ailesinin hayatında hiç kapanmayacak bir boşluk bırakmış.



Pedro 12 yaşındayken, gece nöbetinde çalıların arasında bir kedi ağlaması duyuyor Begüm. Yanına gittiğinde henüz gözleri açılmamış sarmal bi yavru görüyor.  Eline ağdığında yavru önlüğünü emmeye başlıyor. Begüm onun bu haline dayanamayıp nöbet bitiminde evine götürürüyor bu miniği, ismini de "Boncuk" koyuyor.  En sevdiği yiyecek zeytin olan bu oğluş kısa sürede iyi bir bakımla tosun bir kedicik oluyor.


Pedro'nun kediler cennetine gidişinin ardından, Boncuk'a bir arkadaş geliyor. Evin 2 numaralı kedisi olan "Pon Pon", Begüm'ün bir hastasının eşi tarafından sokaktan kurtarılıyor fakat eşinin özel durumu nedeniyle onu sahiplenecek yeni bir aile aramaya başlıyorlar. Pon Pon'u gören Begüm dayanamıyor ve onu eve Boncuk'a arkadaş olarak götürüyor. Daha 1 yaşında olan bu güzel kız, domates hastası. Şayet yemekte domates varsa, Pon Pon kendisine ayrılmış olan özel sandalyesinde yerini alıp afiyetle bir güzel domatesini yemek için can atıyor. 


Evin 3 numarası unvanını ise Hatice elde ediyor. Soğuk geçen bir kış günü Begüm'lerin kapısına sığınıyor bu şirinlik muskası. Hatice'ye bir müddet dışarıda bakılıyor ancak bir gün soğuktan hapşırır ve titrer halde kapıyı tırmalamaya başlayınca, evlerine sığınan bu miniği bir kaç günlüğüne de olsa evde bakmak için içeriye alıyorlar. Giriş o giriş, Hatice de ailenin bir parçası oluveriyor. 


Sıcacık bir yuvanın içinde yaşayan hem de farklı karakterlere sahip bu üç kedi zamanla sımsıkı dost oluyorlar. Önceleri biraz yadırgıyorlar yeni gelen aile üyesini ama sonraları beraber uyuyacak kadar yakınlaşıyorlar. Sadece bazı zamanlar evin tek erkek kedisi olan Boncuk'un peşinden bir rekabete giriyor evin çapkın bayanları. Begüm, kedilerin bilinenin aksine nankör olmadığını, her hayvanla duygusal bir bağ kurulabileceğini ifade ediyor. Begüm çalıştığı hastanede ve oturduğu mahallede tüm minik dostların meleği olmaya devam ediyor. Boncuk, Pon Pon, Hatice ve daha nice minik, Begüm ve ailesinin hayatını daha güzel ve anlamlı kılmaya devam ediyor.

2 Haziran 2011 Perşembe

LEYLA (Van Kedisi)

Resimdeki güzelligıda mühendisi Gizem Çağla Gürpınar'ıkedisi Leyla. Gizem'iağzından Leyloş ile hikayelerini dinlerken, Leyla'nın onun ve ailesinin hayatında ne kadar özel bir yeri olduğunu anlayabilirsiniz. Gizem ile Leyla'nın yolları 12 Temmuz 2007'de kesişiyor ve o günden bu yana hiç ayrılmıyorlar. Leyla, Gizem'e ailesinden mezuniyet hediyesi olarak geliyor. Geldiğinde sadece 1.5 aylık olduğundan Gizem neredeyse 1 ay boyunca evden çıkmıyor ve sadece onunla ilgileniyor.


Leyla'ya ismi biraz dönemin dizisi olan Yaprak Dökümü'nden biraz da yürüşündeki 'Leyla'lıktan etkilenilerek veriliyor. Gelişinden bir zaman sonra Leyla'nın kendisi gibi Van kedisi olan Mecnun'u geliyor ve bu çiftin zaman içerisinde toplam 9 tane yavruları oluyor. Bir gözü mavi diğer gözü kehribar rengi olan Leylamız tipik bir Van kedisi. Son derece insan canlısı ve su sever.


Leyla o kadar insan canlısı ki yavrularının doğumunda bile evdekilerin yanlarından ayrılmıyor. Leyla her akşam Gizem'i kapılarda karşılıyor, kendini öptürüyor ve en az 10 dakika sevdiyor. Gizem'i evin içinde her yere takip ediyor, geceleri de onsuz uyuyamıyor. Bazen de Gizem'in kardeşi üniversite sınavına hazırlanırken onunla beraber matematik dersleri dinliyor ve öğretmenin sesiyle mırıl mırıl uykulara dalıyor.


Leyla en çok zeytin yemeyi seviyor. Tadını sevmediği ilaçları ona vermenin yöntemi de zeytin ezmesinden geçiyor. Kuşların delisi olan bu kızımız bir gün bu sevdası  yüzünden apartmanın 4. katından aşağıya düşüyor ama melekler onu koruyunca sadece ufak sıyrıklarla durumu atlatıyor. Gizem'in ve ailesinin sevgilisi olan Leyla, onların hayatını evin kedisinden ziyade ailelerinin bir üyesi olarak güzelleştirmeye devam ediyor.